Çar. Ara 10th, 2025

Giriş ve Teorik Çerçeve: Yasın Tanımı, Önemi ve Klinik Sınırları

Yas (bereavement), birincil bir bağlanma figürünün kaybına karşı verilen doğal, adaptif ve evrensel bir insan tepkisi olarak tanımlanmaktadır.1 Bu deneyim, biyopsikososyal bir stres tepkisi niteliğindedir; zira sadece duygusal bir durum olarak kalmayıp, bilişsel, somatik ve nörobiyolojik süreçleri de etkileyen kapsamlı bir yaşam olayıdır.2 Bu raporun amacı, akut yasın multidisipliner belirti yelpazesini incelemek, bu belirtilerin altında yatan nörobiyolojik temelleri açıklamak ve sağlıklı adaptasyon ile patolojik bir durum olan Uzamış Yas Bozukluğu (Prolonged Grief Disorder – PGD) arasındaki klinik sınırları ve kanıta dayalı tedavi yöntemlerini detaylandırmaktır.

1. Yas Sürecini Açıklayan Temel Kuramlar ve Modeller

Yas sürecini açıklayan teorik modeller, kayıp deneyiminin dinamiklerini anlamak için kritik bir çerçeve sunar.

1.1. Erken Klinik Gözlemler: Erich Lindemann ve Akut Yas Semptomatolojisi

Yas araştırmalarının temeli, Erich Lindemann’ın 1944 yılında akut yasa karşı verilen tıbbi ve psikolojik tepkileri sistematik olarak tanımlayan çalışmasına dayanır.2 Lindemann, yasın beş temel tepkisini belirlemiştir: (1) somatik sıkıntılar (bedensel yakınmalar), (2) vefat eden kişinin görüntüleri ile meşgul olma, (3) suçluluk, (4) düşmanca tepkiler ve (5) davranış kalıplarının kaybı.3 Lindemann’a göre sağlıklı yas sürecinin tamamlanması için üç adım önemlidir: merhumla olan bağlılıktan kurtulma, kaybedilen kişinin olmadığı yeni çevreye uyum gösterme ve yeni ilişkilerin oluşması.3 Bu adımlar, modern adaptasyon modellerinin temelini oluşturmuştur.

1.2. Klasik Evre Modelleri (Kübler-Ross ve Eleştirisi)

Elizabeth Kübler-Ross’un Beş Aşamalı Yas Süreci Modeli (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul), literatürde yaygın olarak bilinen bir çerçevedir.3 Ancak, bu modelin aslen ölmekte olan hastaların beklentisel yasını incelemek için geliştirildiği ve daha sonra başkaları için yas tutma sürecine uyarlandığı unutulmamalıdır.3 Modern psikopatoloji yaklaşımları, yasın doğrusal, aşamalardan oluşan bir süreç olmaktan çok, salınımlı ve kişiye özgü bir adaptasyon süreci olduğunu kabul eder. Örneğin, inkâr ve izolasyon evresi, gerçeği kabul etmekte zorlanmanın bir kaçış şekli olarak işlev görür.3

1.3. Modern Adaptasyon Modelleri

Bowlby’nin Bağlanma Kuramı: Yas, bağlanma figürünün kaybıyla tetiklenen yoğun bir ayrılık sıkıntısı ve yeniden bağlanma çabası olarak ele alınır.3 Bu kuram, Uzamış Yas Bozukluğu’nun temel kriterleri olan merhuma karşı duyulan kalıcı ve yaygın özlem (intense yearning/longing) ve meşguliyetin (preoccupation with the deceased) teorik kökenini oluşturmaktadır.4

İkili Süreç Modeli (Stroebe & Schut): Bu model, yas sürecinin Kayıp Odaklılık (acıyı işleme, ruminasyon) ve Restorasyon Odaklılık (yeni rollere uyum, yeni hedefler) arasında salınımlı (osilasyon) bir süreç olarak yönetildiğini savunur.3 Sağlıklı adaptasyon, bireyin bu iki durum arasında esnek bir şekilde geçiş yapabilme yeteneği ile ilişkilidir.

II. Akut Yasın Multidisipliner Belirtileri (Kullanıcının 1-5. Maddelerinin Klinik Detaylandırılması)

2. İlk Tepkiler: Şok, İnkâr ve Duygusal Uyuşukluk

Kayıbın ilk anlarında ortaya çıkan tepkiler, genellikle psikofizyolojik bir şok durumuyla başlar. Birey, gerçeği kabul etmekte zorlanır ve bu durum inkâr veya izolasyon şekliyle kendini gösterir.3

Bu evredeki temel belirtiler, hissizlik, boşlukta olma hissi ve zaman-mekân algısında kısa süreli kopmalar (geçici disosiyasyon) olabilir. Duygusal uyuşukluk (emotional numbness), yoğun duygusal acının aksesuvar bir semptomu olup, PGD’de kalıcı bir özellik haline gelebilir.5 Davranışsal düzeyde, kişi ya içine kapanma ya da tam tersi Lindemann’ın bahsettiği gibi aşırı hareketlilik sergileyebilir.3

3. Duygusal Yoğunlaşma ve Çatışma

Şokun hafiflemesiyle birlikte yoğun duygusal tepkiler başlar. Yaslı bireylerin %88’i bu süreçte yoğun duygusal semptomlar yaşamaktadır.5

3.1. Öfke, İsyan ve Suçluluk Mekanizmaları

Yoğun üzüntü ve ağlama krizlerinin yanı sıra, öfke, isyan ve suçlama gibi çatışmalı duygular da yaygındır.4 Lindemann da suçluluk ve düşmanca tepkileri yasın temel belirtileri arasında listelemiştir.3 Bu duygular, kayıp olayına anlam verme ve kontrolü yeniden kazanma çabalarının dışavurumu olarak değerlendirilebilir.

3.2. Ruminasyon ve “Keşke” Düşünceleri

Pişmanlık, “keşke” düşünceleri ve sürekli düşünme hali (ruminasyon), bilişsel tepkilerin önemli bir parçasını oluşturur. Bu odaklanma, kayıp odaklılığın kronikleşmesine yol açabilir ve sağlıklı adaptasyonu engelleyen bir risk faktörüdür.2

3.3. Kaygı ve Anhedoni

Kaygı artışı ve huzursuzluk, geleceğe yönelik güvensizlik duygusundan kaynaklanır.5 Ayrıca, bireyde haz alamama (anhedonia) gelişebilir; bu durum PGD kriterlerinde pozitif duyguyu deneyimleyememe veya hayata anlamsızlık hissi olarak yer alır.4

4. Bilişsel ve Nörobiyolojik Tepkiler: “Yas Beyni” (Grief Brain)

Yasın bilişsel yükü, bireyin zihinsel işlevlerinde belirgin bozulmalara yol açabilir; bu klinik tabloya “yas beyni” (grief brain) denir.5

4.1. Kronik Ruminasyon ve Bilişsel İşlev Bozuklukları

Bilişsel semptomlar arasında odaklanma güçlüğü, unutkanlık, disoryantasyon ve kafa karışıklığı (brain fog) bulunur.5 PGD geliştiren bireylerde, bu durum kronikleşebilir ve bellek, karar verme, dikkat ve bilgi işlem hızı gibi bilişsel alanlarda bozulmaya neden olabilir.5

4.2. Algısal Olaylar (Normalleşme)

Kayıp kişinin sesini duyma, varmış gibi hissetme veya görüntüsüyle meşgul olma (Lindemann tarafından da belirtilmiştir) 3, genellikle normal bir süreç olarak kabul edilir. Bu durum, bağlanmanın kesilmesi yerine içsel bir bağın sürdürülmesi (Continuing Bonds) ihtiyacından kaynaklanır.

4.3. Nöral Temeller: Varsayılan Mod Ağı (Default Mode Network – DMN) ve Ruminasyon İlişkisi

Yasın nörobiyolojik etkileri, özellikle beynin içsel anlatı, öz-algı ve geleceği planlama ile ilişkili olan Varsayılan Mod Ağı (DMN) üzerinde gözlemlenmiştir.7 Kayıp, benlik yapısının merkezinde büyük bir boşluk yaratır.2

PGD’de görülen bilişsel bozulmanın, merhumla ilgili anıları sürekli işleyen (ruminasyon) DMN’nin aşırı aktivitesi veya düzensizliği ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar, ruminasyonun ve bilişsel tepkiselliğin, posterior-DMN ile hipokampus arasındaki bağlantının azalmasıyla ilişkilendirildiğini göstermektedir.8 Bu nöral dengesizlik, beynin dikkat ve dış dünyaya odaklanma (görev-pozitif ağlar) kaynaklarını tüketerek, odaklanma güçlüğünü ve günlük işlevsellikteki aksamaları artırır.5

5. Somatik ve Fiziksel Belirtiler: Yasın Vücut Üzerindeki Etkisi

Yaslı bireylerin %68’i fiziksel semptomlar yaşamaktadır.5 Bu belirtiler uyku düzeninde bozulma, iştahsızlık veya aşırı yeme, yorgunluk, enerji düşüklüğü, baş ağrıları, mide sorunları, bedensel ağrı ve kas gerginliğini içerir.5

5.1. Biyolojik Risk Faktörleri ve Morbidite

Epidemiyolojik çalışmalar, yaslı örneklerde morbidite ve mortalite oranlarının arttığını tekrarlı olarak göstermiştir.2 Tıbbi sonuçlarla yas arasındaki mekanizmaların, özellikle bilişsel farklılıklar (ruminasyon), enflamasyon ve kortizol düzensizliği üzerinden işlediği öne sürülmektedir.2

  • Sistemik Enflamasyon: Yaslı örneklerde bağışıklık hücresi değişiklikleri ve artan enflamasyon (örneğin, İnterlökin-6) gözlemlenmiştir.2
  • Kortizol Düzensizliği: İyi adapte olanlar ile adapte olamayanlar arasında kortizol seviyelerinde ve günlük kortizol eğrisinde farklılıklar tespit edilmiştir.2

Bu bulgular, kronik ruminasyon gibi bilişsel süreçlerin yönetilmesinin, kortizol düzensizliğini ve sistemik enflamasyonu düzenleyerek sadece psikolojik adaptasyonu değil, aynı zamanda fiziksel yaşam kalitesini ve süresini de doğrudan etkilediğini göstermektedir.

6. Davranışsal Kaçınma ve Bağlanma Örüntüleri (Planın 5. Maddesi ile Entegrasyon)

Davranışsal belirtiler sosyal geri çekilme, günlük işleri yapmada isteksizlik ve kayıp kişiye ait eşyalara aşırı bağlanma veya tam tersi, durumu reddetmek için aşırı gezme ya da aşırı çalışma gibi kaçınma davranışlarını içerir. PGD kriterlerinde, merhumun hatırlatıcılarından kaçınma önemli bir belirti olarak listelenir.6 Günlük işlevselliği sürdürememe, patolojik yasın temel bir göstergesidir.6

III. Klinik Patolojiye Geçiş ve Yönetim (Kullanıcının 7. Maddesinin Genişletilmesi)

7. Uzamış Yas Bozukluğu (Prolonged Grief Disorder – PGD) ve Tehlike Sinyalleri

PGD, kalıcı, yoğun yasın kültürel normları aşarak önemli işlevsel bozukluğa neden olması durumudur.1 PGD prevalansı yetişkinlerde %7 ila %10 civarındadır.5

7.1. PGD Klinik Kriterlerinin Karşılaştırmalı Analizi

PGD, hem ICD-11 hem de DSM-5-TR’de ayrı bir tanı olarak kabul edilmektedir.1 Ancak tanı kriterleri, özellikle süre ve aksesuar semptomlar açısından farklılık gösterir.

Süre Kriteri Çatışması: DSM-5-TR, yakın bir kişinin kaybından sonra PGD tanısı için katı bir 12 aylık eşik belirler (çocuk ve ergenler için 6 ay).6 ICD-11 ise, yas tepkisinin kültürel ve sosyal normları belirgin şekilde aşan, “atipik uzun” bir süre boyunca devam etmesini şart koşar ve minimum süreyi 6 ay olarak belirler.4 Klinik uygulamada, ICD-11’in kültürel normları esas alan daha esnek ve erken müdahaleye (6 ay) izin veren yaklaşımı, özellikle işlevsellik kaybı yüksek olan hastalar için önemlidir.

Aksesuar Semptomların Detayları: PGD’nin temelinde kalıcı ve yaygın özlem veya merhumla meşguliyet (ayrılık sıkıntısı) bulunur.4 Aksesuar semptomlar arasında kimlik bozukluğu (bir parçanın öldüğü hissi), hayata anlamsızlık hissi, yoğun yalnızlık, duygusal uyuşukluk ve yeniden entegrasyon zorluğu sayılabilir.5 DSM-5-TR bu aksesuarlardan en az üçünü, ICD-11 ise yoğun duygusal acıya eşlik eden en az birini gerektirir.4

Table 1: ICD-11 ve DSM-5-TR Uzamış Yas Bozukluğu (PGD) Kriterlerinin Karşılaştırmalı Analizi

Kriter AlanıICD-11 PGDDSM-5-TR PGD
Süre Gerekliliği (Minimum)En az 6 ay; kültürel normları belirgin şekilde aşan “atipik uzun” bir süre.4En az 12 ay (Çocuk/Ergenler için 6 ay).6
Temel Belirtiler (Ayrılık Sıkıntısı)Yoğun özlem/hasret veya merhumla meşguliyet (En az 1 adet).4Kalıcı ve yaygın özlem veya merhumla meşguliyet (1 veya 2 adet).6
Aksesuar Semptom GerekliliğiYoğun duygusal acıya eşlik eden aksesuarlar (en az 1 C semptomu).4En az 8 aksesuardan 3’ünün varlığı.6
Öne Çıkan Aksesuar FarklarıPozitif duyguyu deneyimleyememe, sosyal aktivitelere zorlanma.4Kimlik bozukluğu, hayata anlamsızlık hissi, yoğun yalnızlık.6

7.3. Acil Profesyonel Destek Gerektiren Kritik Tehlike Sinyalleri

Yas sürecinin patolojik hale geldiği ve acil müdahale gerektirdiği durumlar mevcuttur. Bu kritik tehlike sinyalleri arasında uzun süren yoğun depresyon, kendine zarar verme düşünceleri ve yoğun intihar ideasyonu yer alır.9 Ayrıca günlük yaşamı sürdürememe, aşırı madde/alkol kullanımı ve gerçeklik algısında ciddi bozulmalar da profesyonel destek gerektirir.6

8. Kanıta Dayalı Tedavi Yaklaşımları

PGD tedavisinde altın standart olarak kabul edilen ve güçlü kanıtlara sahip psikoterapötik yaklaşımlar bulunmaktadır.

8.1. Altın Standart Müdahale: Komplike Yas Terapisi (CGT/PGT)

Komplike Yas Terapisi (CGT), Uzamış Yas Bozukluğu için etkinliğini kanıtlamış altın standart bir müdahaledir.9 Randomize kontrollü çalışmalarda, CGT’nin sadece ilaç veya olağan tedaviye kıyasla PGD semptomlarında ve intihar düşüncesinde daha fazla azalma sağladığı gösterilmiştir.9

CGT’nin temel bileşenleri, danışanın acıyı kabul etmesini, korkularıyla yüzleşmesini (maruziyet) ve yeni bir kimlik ve yeniden entegrasyon oluşturmasını hedefler.9 Terapi, danışanın kendini “hala güçlü, hala değerli” olarak görmesini ve acıyı anlamlandırmayı öğrenerek hayata yeniden bağlanmasını teşvik eder.9

8.2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Maruz Bırakma Protokolleri

BDT tabanlı yaklaşımlar, özellikle maruz bırakma müdahaleleri içerdiğinde PGD hastaları için faydalı olabilmektedir.9 Ölüm hikayesine maruz kalma ve bilişsel yeniden yapılandırma, yas ve depresif semptomları azaltmada etkili bulunmuştur.9 BDT, özellikle PGD’ye eşlik eden uyku bozukluğu gibi semptomları hedeflemek için de kullanılabilir (CBT-I).9

8.3. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ve Değer Temelli Yaşam

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), yasın kaçınma davranışına odaklanan önemli bir terapötik çerçeve sunar.10 ACT, bireyleri duygusal kabullenmeye teşvik eder, acıyı bastırmak yerine kucaklamayı öğretir.11

ACT Teknikleri:

  1. Bilişsel Ayrışma: Yasla ilişkili işlevsiz düşüncelerin (ruminasyon) gücünü azaltmak.11
  2. Değerlerin Netleştirilmesi: Kişinin kaybın ardından neyin önemli olduğunu yeniden belirlemesi.11
  3. Yaşamla Yeniden Etkileşim: Değerlerle uyumlu eylemlere taahhütte bulunarak sosyal aktivitelere ve yeni deneyimlere yönelmek.10

IV. Adaptasyon ve Klinik Sonuçlar

9. Kabullenme ve Anlam Yaratma Süreci (Kullanıcının 6. Maddesinin Derinleştirilmesi)

Sağlıklı adaptasyon, durumla yüzleşmeye başlama, rutinlere geri dönüş ve yeni hedefler belirleme ile karakterizedir.

Bu süreçte oluşan “Eksik ama güçlenen” benlik yapısı, PGD’de kaybolan kimlik duygusunun yeniden inşasını ifade eder.6 Birey, kayıp figürünün anılarını acı yerine anlamla anma becerisini kazanır. Bu, merhumla sağlıklı bir içsel bağın sürdürülürken, hayatla yeniden bütünleşmenin sağlanması anlamına gelir. Danışanın kendini yeniden değerli ve güçlü hissetmeyi öğrenmesi ve yeni anılar yaratmaya başlaması adaptasyonun önemli göstergeleridir.9

Table 2: PGD Tedavisinde Terapötik Hedefler ve Mekanizmaların Karşılaştırılması

Terapi YaklaşımıTemel Mekanizma / Odak NoktasıPGD Semptomlarına EtkisiKanıt Düzeyi
Komplike Yas Terapisi (CGT/PGT)Bağlanma temelli kaçınmanın üstesinden gelme, ölüm hikayesine maruziyet, ayrılık acısının işlenmesi.Özlem ve meşguliyet (Ayrılık Sıkıntısı), intihar düşüncesinde azalma.9Altın standart.9
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)Olumsuz bilişsel döngüleri (ruminasyon) yeniden yapılandırma, kaçınma davranışına yönelik maruziyet.Ruminasyonda ve eşlik eden depresif semptomlarda azalma.9Yüksek (özellikle maruziyet tabanlı protokoller).
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)Duygusal kabullenme (acceptance), bilişsel ayrışma (defusion), değerlerle uyumlu eyleme geçme (commitment).Duygusal uyuşukluk/kaçınma davranışında azalma, yaşama yeniden bağlanma.10Artan kanıtlar.

10. Profesyonel ve Sosyal Destek Kaynakları

Klinisyenler, PGD riski yüksek olan hastaların biyopsikososyal risk faktörlerini erken tespit etmeli ve entegre bakım modellerini uygulamalıdır.

Türkiye’de, yas sürecinde profesyonel ve sosyal destek sağlayan çeşitli kuruluşlar mevcuttur. Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM), psikolojik ve sosyal destek hizmetleri sunan geniş bir ağa sahiptir.12 Kayıp ve yas sürecine odaklanan sivil toplum kuruluşları (STK) arasında ise Nirengi Derneği 13 ve Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği (YAKAD) 14 gibi uzmanlaşmış yapılar bulunmaktadır. Bu kurumlar, yas danışmanlığı ve destek hizmetleriyle bireylere ulaşarak adaptasyon sürecine katkı sağlamaktadır.

Sonuç

Kayıp sonrası psikolojik belirtiler, biyopsikososyal sistemin karmaşık bir adaptasyon çabasını yansıtmaktadır. Akut yasın duygusal ve somatik tepkileri, genellikle zamanla hafiflese de, vakaların %7-10’unda Uzamış Yas Bozukluğuna dönüşebilir. Bu bozukluğun temelini, bağlanma figürüne karşı duyulan ayrılık sıkıntısının yanı sıra, kronik ruminasyon ve bunun neden olduğu bilişsel ve nörobiyolojik düzensizlikler (DMN ve kortizol/enflamasyon) oluşturmaktadır.2

Klinik yönetim, PGD’nin kültürel ve zamansal esneklik gerektiren tanısının (ICD-11 kriterleri) erken konulması ve Komplike Yas Terapisi (CGT) gibi altın standart müdahalelerle kaçınma ve ruminasyon döngülerinin kırılmasına odaklanmalıdır. Nihayetinde başarılı adaptasyon, acının kabul edilmesi, değerlerle uyumlu yeni bir kimlik ve yaşamın yeniden inşası ile sağlanır. Bu alan, psikopatoloji, nörobilim ve immünolojiyi birleştiren daha uzun soluklu, boylamsal çalışmalara ihtiyaç duymaktadır.2

Alıntılanan çalışmalar

  1. Prolonged Grief Disorder: Treatment Approaches and the Spiritual Dimensions of Healing – SciVision Publishers, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://www.scivisionpub.com/pdfs/prolonged-grief-disorder-treatment-approaches-and-the-spiritual-dimensions-of-healing-3842.pdf
  2. Grief: A Brief History of Research on How Body, Mind, and Brain …, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6844541/
  3. KAYIP YAŞANTISI BULUNAN BİREYLERDE DİNÎ BAŞA ÇIKMA, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://acikerisim.uludag.edu.tr/bitstreams/c4518760-029e-428a-b98f-5b738b6c5c7b/download
  4. Prolonged grief disorder in ICD-11 and DSM-5-TR: differences in prevalence and diagnostic criteria – PMC – NIH, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10881750/
  5. The Neurological Impact of Grief – Research for Life, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://researchforlife.org/blog/the-neurological-impact-of-grief/
  6. Prolonged grief disorder in ICD-11 and DSM-5-TR: Challenges and …, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10291380/
  7. Default mode network – Wikipedia, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://en.wikipedia.org/wiki/Default_mode_network
  8. Aberrant default-mode network-hippocampus connectivity after sad memory-recall in remitted-depression – PubMed Central, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC5714211/
  9. Prolonged Grief Disorder: Course, Diagnosis, Assessment, and …, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8475918/
  10. Using Acceptance and Commitment Therapy to Negotiate Losses and Life Transitions, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://manifold.counseling.org/read/using-acceptance-and-commitment-therapy-to-negotiate-losses-and-life-transitions
  11. Grief and ACT – Contextual Consulting, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://contextualconsulting.co.uk/knowledge/mental-health/grief-and-act
  12. Ücretsiz Psikolojik Destek | Sarı Psikoloji, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://saripsikoloji.com/ucretsiz-psikolojik-destek
  13. Kayıp ve Yas Sürecindeki Danışanlarla Çalışmak – Nirengi Derneği, erişim tarihi Kasım 21, 2025, https://www.nirengidernegi.org/tr/kayip-ve-yas-surecindeki-danisanlarla-calismak/

Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği: YAKAD, erişim tarihi Kasım 21, 2025, http://www.kayiplardernegi.com/

⚠️ Yasal Uyarı: Medkeşif.com'da yer alan bilgiler, yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine geçmez. İlaç kullanımı ve tedaviniz ile ilgili konularda mutlaka hekiminize veya eczacınıza danışınız.

By Psk.Ethem Kıran

Ethem Kıran, 2003 yılında Gaziantep’te doğmuştur. Lise eğitimini Endüstriyel Mekatronik alanında tamamladıktan sonra, akademik ilgisini insan davranışlarına yöneltmiş ve Azerbaycan’da bir üniversitede Psikoloji lisans eğitimine başlamıştır. Lisans eğitimi süresince özellikle adli psikoloji, klinik vaka analizleri ve çocukluk çağı travmaları üzerine yoğunlaşmıştır. Üniversite eğitimi boyunca çeşitli psikoloji seminerleri düzenlemiş, istismar ve travma konularında saha araştırmaları yürütmüş ve psikoloji merkezlerinde staj deneyimi kazanmıştır. Çok kültürlü bir ortamda eğitim alan Kıran, Türkçe’nin yanı sıra İngilizce ve Rusça dillerinde okuma ve iletişim becerilerine sahiptir. özellikle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), bireysel psikopatoloji ve medyanın birey üzerindeki psikolojik etkileri üzerine araştırmalar yapmayı planlamaktadır. Akademik ilgisi, saha deneyimi ve liderlik vasfı ile Ethem Kıran, psikoloji alanında disiplinlerarası bir yaklaşımla ilerlemeyi ve uluslararası düzeyde katkı sunmayı amaçlamaktadır.

📌 Instagram’dan takip edebilirsiniz:
👉 @psikologethem

🧠 Daha fazla içerik için takipte kalın.

Bir yanıt yazın